Bazı Sorular, Sorudan Biraz Fazlasıdır...
Ömer Faruk Kandilci | 17/08/2026 | 0 Yorum | 13 Defa Okundu
Günler geçiyor. Bir yerlere yetiÅŸiyor insan.
Çalışıyor, konuÅŸuyor, gülüyor. Bazen gerçekten keyifli oluyor, bazen sadece hayatın akışına karışıyor. Yapılması gerekenler yapılıyor, planlar kuruluyor, bir sonraki güne geçiliyor. Hayatın bıraktığı boÅŸlukları yine hayatla dolduruyor insan.
Ve sanırım zamanla bazı ÅŸeylerin geçmediÄŸini de öÄŸreniyor.
Bazı ÅŸeyler hafiflemiyor mesela. Sadece onları taşımayı öÄŸreniyorsun. İlk zamanlar ağırlığını hissettiÄŸin ÅŸeyler, uzun süre seninle yürüyünce sıradanlaşıyor. Bir süre sonra ne zamandır taşıdığını bile unutuyorsun. Hatta bazen o ağırlığı kendinden bir parça sanıyorsun.
Dışarıdan bakıldığında ise hayat devam ediyor.
Gülüyorsun çünkü gülecek ÅŸeyler de var.
KonuÅŸuyorsun, ÅŸakalaşıyorsun, çalışıyorsun.
Bir yerlere gidiyor, yeni ÅŸeyler görüyor, yeni anılar biriktiriyorsun.
Yani ortada “Ben iyi deÄŸilim” diye bağıran bir ÅŸey yok.
Belki mesele de tam olarak bu.
Çünkü insanlar çoÄŸu zaman gördüklerine inanıyor. Seni gülerken görüyorlarsa mutlusun, iÅŸlerini yapıyorsan iyisin, ÅŸaka yapıyorsan bir sorun yok. Aslında bunda yanlış bir ÅŸey de yok. Kimsenin baÅŸka birinin içine bakmak gibi bir mecburiyeti yok.
Ama bazen biri bakıyor.
Öyle uzun uzun deÄŸil.
Bir cümlenin arasında, bir gülüÅŸün hemen sonrasında ya da belki sesinin tonunda…
Senin bile üzerinde durmadığın küçücük bir sessizliÄŸi fark ediyor.
Ve soruyor:
“Nasılsın?”
Dünyanın en sıradan sorularından biri.
Her gün onlarca kez söylenebilir. ÇoÄŸu zaman cevabı da hazırdır zaten:
“İyiyim, sen nasılsın?”
Ama bazen o soru baÅŸka geliyor.
Çünkü karşındaki insan sanki cevabını duymadan önce bir ÅŸeyleri görmüÅŸ oluyor.
GülüÅŸünün biraz gerisinde kalanı, sesinin arasına karışan sessizliÄŸi, her ÅŸey yolundaymış gibi devam ederken bir yerlerde biraz dinlenmek isteyen tarafını…
İçindeki havanın bir süredir biraz fırtınalı olduÄŸunu sen anlatmadan anlamış gibi.
İnsan tam da orada garip bir yerde yakalanıyor.
Çünkü anlatmaya hazırlanmadığın bir ÅŸeyi anlatman istenmiyor aslında. Kimse senden uzun uzun dökülmeni beklemiyor. Kimse yaralarını açmanı istemiyor.
Sadece biri gerçekten nasıl olduÄŸunu merak ediyor.
Sanırım gerçek dostluk bazen tam olarak böyle bir ÅŸey.
Herkes kahkahanı duyarken sessizliğini de duyabilen biri.
Sana sürekli “Ne oldu?” diye soran deÄŸil; bazen hiçbir ÅŸey olmamış gibi görünen anların içinde bile bir ÅŸeylerin yer deÄŸiÅŸtirdiÄŸini anlayabilen biri.
Ve bunu fark ettiÄŸinde insanın içinde tuhaf ama güzel bir his oluÅŸuyor.
Çünkü mesele birinin seni kurtarması deÄŸil.
Bir ÅŸeyleri çözmesi de deÄŸil.
Bazen hiçbir ÅŸeyin çözülmesine gerek yok zaten.
Sadece görülmek yetiyor.
Kalabalığın içinde, hayatın telaşında, kendi ağırlıklarını taşımaya alışmışken birinin gözünün senden kaçmaması…
Belki de bu yüzden bazı “Nasılsın?”lar insanın aklında diÄŸerlerinden biraz daha uzun kalıyor.
Çünkü bazı sorular cevap almak için sorulmuyor.
Bazıları sadece ÅŸunu söylüyor:
“Ben seni görüyorum.”
Ve galiba bazı sorular, gerçekten sorudan biraz fazlasıdır.


İlk Yorum Yapan Sen Ol